İçeriğe geç

Nusret Ertem Yazılar

DERDİM BANA DERMAN OLA

Kader çekti beni düştüm dertli bir yola
Bu yolda dertlerimle baş başa kol kola
Bilmem belki dertlerim bana derman ola
Kim ne bilir Mevla derdi derman ede kula

İmtihan için çeşitli musibetler verir kula
Musibetten nasihat alıp gafletten kurtula
Nasihat dinlemeyenin de isyanından korkula
Kim ne bilir belki kul musibet ile kendini bula

Âdemoğlu çok ister malı mülkü parayı pulu
Tuzu kuruların gür çıkar sesi güçlüdür kolu
Bir demde Mevla musibet ile imtihan eder kulu
Kim ne bilir belki imtihan ile kul bula hak yolu

Ey nefis haris olma bu dünyanın parasına puluna
Tanıdıklarından kim kaldı bir bak sağına soluna
Ölüm var kalbinde tefekkür dilinde zikir buluna
Kim ne bilir Mevla dilerse döndürür kendi yoluna

İnsanoğlu yolunda kaderinde ne var kim ne bile
Hayat böyle bazen zevki sefa bazen de sıkıntı çile
Cahil geçmişi dolar dile ehil ise geçmişi unuta sile
Kim ne bilir Mevla dilerse ikaz ede kul kendini bile

Harama dönme yüzünü sakın gözünü ölçü koy diline
Günahtan kaç hem hâkim ol cümle azaların ile eline
Tevazu ile yaşa merhametli ol ki belki günahın siline
Kim ne bilir Mevla dilerse bağışlar acır kulun haline

Nefsin arzularının sınırı yoktur daima bu böyle biline
Sakın ha! Kapılmayasın asla hiç asi nefsin hırçın seline
Mevla’nın hidayeti kulun gayreti ile hak çizgiye geline
Kim ne bilir Mevla dilerse affeder bakmaz kulun fiiline

Hak ve hakikati bulmak ister isen mutlak in işin temeline
Nefse hâkim olmak ister isen sığın Mevla’nın zati kemaline
Kul olmak ister isen takva ile yaşa kavuş rabbin cemaline
Kim ne bilir Mevla dilerse razı olur bakmaz kulun ameline

Dertler ne kadar çok olsa da beteri var hamt eyle gününe
İbret al bakma geri sus geçmiş mazide kalsın dönme dününe
İradene sahip ol metanet göster daima sen dur nefsin önüne
Kim ne bilir Mevla dilerse nicelerini döndürür kendi yönüne

Sıkıntıları imtihan bil de sık dişini kulak verme nefsin sesine
Acılar dayanılmaz olsa bile sabreyle açma muhannete yine
Derdini ehli hale anlat değilse sus deme yanarsa yansın sine
Kim ne bilir Mevla dilerse sevdiğin imtihan eder kim vaki işine

ZULÜM ÇEMBERİ

Zulüm çemberini yarmadıkça
Kanayan yaraları sarmadıkça
Bu zulmün hesabını sormadıkça
Gülemem ben nasıl güleyim

Huşu ile mana âlemine dalmadıkça
Tam bir adam gibi adam olmadıkça
Cenabı Mevla’nın rızasını almadıkça
Gülemem ben nasıl güleyim

Hesap defteri günahsız dürülmedikçe
Kabirden müjde ile kalkıp dirilmedikçe
Defteri sağdan alıp hesap görülmedikçe
Gülemem ben nasıl güleyim

Mevla’m bizi dostları ile seçmedikçe
Mahşerde havz-ı kevserden içmedikçe
Sıratı dostlar ile birlikte geçmedikçe
Gülemem ben nasıl güleyim

Korktuğumuz hesabı vermedikçe
Cennete girip kurtuluşa ermedikçe
Firdevs’i âlâda köşkleri sermedikçe
Gülemem ben nasıl güleyim

ASLAN

Eyvah mertler ölmüş namertler doğmuş
Aslan tutsak olunca çakala gün doğmuş
Gelin hele dostlar aslanı kediler boğmuş
Mertler tutsak olur amma şanı hür kalır

İnsanlığı anlatma yolu ne kadar yokuşmuş
İnsan şeklinde araya mahlûkatlar sokuşmuş
İnsan sanılan varlıklar ne kadar da kokuşmuş
Asil insanlar tutsak olur amma şanı hür kalır

Aslanların meydanında çakallar hiç yokmuş
Amma krallığa soyunan çakallar pek çokmuş
Çakala meydan kalınca eyvah tuz bile kokmuş
Yiğit aslanlar tutsak olur amma şanı hür kalır

Eyvah çakallar çoğalmış mertlik kaybolmuş
Aslanlar tutsak olunca çakaldan kral olmuş
Ne acıdır ki aslanlar yurduna çakallar dolmuş
Asil yiğitler tutsak olur amma şanı hür kalır

Namertlerin yaptığı sadece kuru bir şovmuş
Namerde meydan kalınca hainin sırtını ovmuş
Çakala bakın hele aslanı meydanından kovmuş
Asil aslanlar tutsak olur amma şanı hür kalır

Aslan asildir çakalın yaptığını asla yapmamış
Aklını koruyanlar ise aslından asla kopmamış
Aslını koruyanlar doğruluktan asla sapmamış
Şanlı yiğitler tutsak olur amma şanı hür kalır

Namertler için küçük tepeler aşılmaz bir dağmış
Kendini bilmeyenlere de bataklıklar bahçe bağmış
Aslanı kediye boğduran kokuşmuş çağda bu çağmış
Asil akil dahiler tutsak olur amma şanı hür kalır

Aslanın avından nice çakal ve tilkiler de yediler
Aslan düşünce kendini adam sandı nankör kediler
Orman kanunu böyledir sen bunu böyle bil dediler
Asil kanuniler gidince kanunsuzlara meydan kalır

Osmanlı’dan sonra bir aslan doğdu engellediler
Ona engel olmak için tüm köpekleri çengellediler
Yasakladı kaynakları da siyonistlere pergellediler
Aslanlara engel koydu çakallara ileri gelin dediler

Nice asil mertler ölür amma ünü ve sanı kalır
Nice asil yiğitler ölür amma namı ve şanı kalır
Nice asil pehlivanlar ölür amma meydanı kalır
Nice adi nankörler ölünce sadece hezeyanı kalır

GÜNÜMÜZ İNSANI

İnsan dediğin bir beden şekil şema
Şekilde bir insan tüm azaları ile sima
Şekline bakınca ona insan dersin ama
İnsanlık çürüdü ne dikiş tutar ne yama

Görüntüsü insan el ayak gözü kaşı
Fakat tüm kötülükler onun arkadaşı
İnsan denilen varlık kirletti dağı taşı
İnsanlık koktu ne ayağı kaldı ne başı

Hakkı hakikati gizleyip batılı överler
Gelecek çıkarlar için geçmişe söverler
Zalim ile birlik olup mazlumu döverler
İnsanlık bitti hayra karşı şerri severler

Ey insanlık zillete düşürdüler hepimizi
Zillet ki ne zillet nice bir rezalet denizi
İlletler zilletler ve rezaletler birçok dizi
İnsanlık uyuşturuldu ya Rab uyandır bizi

Günümüz insanı ekseri okumuş cahil
Herkes işinde sahte çoğunluk gayri ehil
Aynı sahtekarlığa tüm dünya ırkları dahil
İnsanlık kirletti ne orman kaldı ne de sahil

İmtihan içindir insanın dünyaya gelişi
Ama hayvanlar bile yapmıyor yaptığı işi
Daha adil ve merhametli ormandaki vahşi
İnsanlık bu değil hüsrandır bu yolun gidişi

Kendini bil insanlık şekilden ibaret değil
Rabbini bil şükreyle rükû ve secdeye eğil
Haddini bil kendine gel etme kötülüğe meyil
İnsanlık zelil oldu ayağı da cahil başı da cahil

Konuşur hep medeniyetten bahsederler
Helal haram sormaz ne bulursa onu yerler
Hak hukuk tanımaz nefsin peşinden giderler
İnsanlık değişti doğruları yanlış tarif ederler

İnsanın ekseriyeti güç ve çoğunluğa meyildir
Ekseri çoğunluk ise gayri meşru işler ile faildir
Hak ve haklı ile meşrudan yana değil ise zaildir
İnsanlık hiç bir zaman güç ve çoğunluk değildir

Güçlü çoğunluklar kendilerini haklı görürler
Ama asla hiç öyle değil yanlış çizgide yürürler
Hamdı şükrü unutmuş yedikleri kaba tükürürler
İnsanlık bozuldu hem saptırıldı yanlış iz sürürler

İnsan için en kıymetli varlık rahmani akıldır
Hakiki akıl Mevla’nın rızasını kazanan akıldır
Meşru kullanılmayan akıllar da şeytani akıldır
Meşru olmayan altın cevher taş toprak çakıldır

İşinin ehli dürüst olan herkesi tebrik ederiz
Mesleği ve ilminin ehli herkesi tenzih ederiz
Onlar başımızın tacıdır onlara teşekkür ederiz
Sözümüz ehil olmayana ehil olanı takdir ederiz

MİZANDA BELLİDİR

Âlemi hor görme ey arkadaş!
Aynı topraktanız kardeş kendini iyice tanı
Unutma bu toprakların altında nicee yatanı
Geçmişine saygılı ol rahmetle an yüce atanı
Acep sen başa taç da biz pabuç muyuz?

Kibirle büyük konuşma yüksekten atma
Dürüst ol açık konuş sözlerine riya katma
Kendini üstün görüp kalite pazarında satma
Acep sen altın da biz tunç muyuz?

Engin ol kimse sevmez yüksek atıp tutanı
Yüce Mevla sevmez gayri meşru alıp satanı
Asla hiç sevmez kanun ve kurula hile katanı
Acep sen kanun da biz suç muyuz?

Mevla dilediğinden alır dilediğine verir malı
Kimin çadır bulamaz kimin de beğenmez yalı
Ancak mizanda belli olur kim ucuz kim pahalı
Acep sen değer kıymet de biz değersiz hiç muyuz?

Bin rahmet vardır tebessümlü bir selamda
Maharet ne yazıp söyleyende ne de kalemde
Hikmet kuvvet kudret ancak Rabbül âlemde
Acep sen kalem de biz uç muyuz?

Âlemi küçük görüp kendini bir şey sanma
Dünyanın mal ve mülküne güvenip kanma
İşini hemen yap sonra yaparım diye aldanma
Acep sen akil cevher de biz kuru bir baş mıyız?

Takdiri ilahidir kimin aciz fakir kimin pek gani
Mevla kimine az kimine çok verir mal ve imkânı
Söyler misin fani dünya kimin oldu ebedi mekânı
Acep sen doğru görürsün de biz şaşı mıyız?

Hepimiz aynı şekil et ile kemikten bir beden
Aynı şey ne altın gümüş ne cevher ne maden
Bedenler aynı insanlığı icradır farklı neden
Acep sen gümüş levha da biz sac mıyız?

Her beden bir âlem nice hikmet var o bedende
Bu bedenler cümle âlem ile hem sende ve bende
Eksik görme eksik varsa ya bendedir ya da sende
Acep sen elmas yakut zümrüt de biz taş mıyız?

Var olan yoktan var eyledi hep taşırız o canı
Dünya imtihandır hepimiz terk edeceğiz bu hanı
Hiç kimse sevip ebedi mekân sanmasın fani cihanı
Acep sade sen yolcu da biz baç mıyız?

Her işini meşru yap iyi düşün biraz derince
Sözünü düşün söyle her ortamda yerli yerince
Nihayet ecel vaki olup herkes gibi kabre girince
Acep sen tok da biz aç mıyız?

ŞEHİT OLDUM BEN ÖLMEDİM

Korkma ey Mehmed’im dünya birleşse daralsa çember
Diren hazreti Kur’an hem hazreti Resulullah bize rehber
Dayan bizimle beraber yüce Allah ve hazreti Peygamber
Zafer bizimdir unutma dünyanın hesabı ne olursa olsun
Ancak ve ancak yüce Allah’ın hesabı muteber

Garip anneler küçük yaşta yavrularını askere saldı
Mahsun bağrı yanık boynu bükük ardından bakakaldı
Kurbanlık körpe kuzularla kışlalar yine doldu boşaldı
Anneler bağrına taş bastı yiğitler
Din ve namus için düşmana karşı siper aldı

Çanakkale unutulmaz nice hatıralarla dolu tarihi bir andı
Vahşi zalim düşmanlarımız boğazı kolay geçeceğini sandı
Mehmetler geçit vermedi amma nice anaların yüreği yandı
Ağlama annem yavrun ölmedi
Şahadet makamında ebediyete uyandı

Bize karşı düşman bir değil ki yedi düvelden yedi koldu
Düşmana karşı göz kırpmadan nice Mehmetler feda oldu
Gidenler dönmedi hayatın baharında gonca O güller soldu
Ağlama annem yavrun ölmedi
Vatan ve bayrak uğruna şehit oldu

Alçakça bombalandı tüm hasta haneler ve koğuşlar
Boğazı geçtik diye vahşi Çörçiller ellerini oğmuşlar
Geçemezler orada idi Seyit onbaşılar Yahya çavuşlar
Ağlama annem Yahya çavuşlar şehit oldu
Amma Seyit onbaşılar Çörçil’i kovmuşlar

Kalleş düşmanlarımız her daim sinsice fırsat kollar
Yakıldı yıkıldı nice kışlalar koğuşlar hem karakollar
Kana boyandı denizler sahiller vadiler sahralar yollar
Annem kolum koptu kopsun ama hiç önemli değil ki
Üzülme artık yapacağını yaptı bu kollar

Bin canımız olsa da feda olsun kutsaldır her taşımız
Kopsa da kolumuz bacağımız parçalansa da naaşımız
Eziliriz kırılırız ölürüz amma asla hiç eğilmez başımız
Ağlamayın anneler biz ölmedik
Şehit yazılsın mezar taşımız

Bu başlar eğilir ama sadece rükû ve secdede ancak
Başlar secdeye vardıkça bu vatan asla batmayacak
Biz sahip oldukça bayrağı hain eller hiç tutmayacak
Hak din İslam da çok kutsaldır
Namus vatan bayrak ve sancak

Annem bu dünyaya ben kendi isteğimle gelmedim
Yolumda ve kaderimde ne olacak ben hiç bilmedim
Küçük yaşta asker oldum ben hiç oynayıp gülmedim
Ağlama annem çocukluğumu yaşamadıysam
Şehit oldum ben ölmedim

Mehmetçikler geçit vermedi etten duvarlar ördü
Kiminin kolu bacağı kopmuş kiminin gözleri kördü
Artık hiç görmese de olur bu gözler göreceğini gördü
Rahat uyu ey ulu ecdat
Asil evlatlar bu defteri de dürdü

ZIĞINDERE VAHŞETİ

Ey Çanakkale ne büyüktür senin şanın ve tarihte yerin
Bu tarihi savaşta yaşanan ilahi hikmetler derin mi derin
Ey şehit oğlu şehit o senin sarsılmaz güçlü iman zaferin
Ebedi açık kalacak bu şanlı zaferi anlatan kutsal defterin
Bu zafer öyle bir zafer ki asırlar boyu açık kalacak defteri

Çanakkale vahşetinin bir parçasıdır zığın dere ve alçı tepe
Vahşice hasta hane bombalandı cesetler savruldu sele serpe
Feryat yükseldi kimi ergen kimi çocuk yaşta körpemi körpe
Avrupa hayranı olmak için vicdan ve akıllar konulmalı küpe
Bu zafer öyle bir zafer ki zalimlerin sinsi planlarını attı çöpe

Kutsal değerlerimizi korumak için haktır savunma ve cephe
Yeni neslin geleceği uyandırıyor bizde derin endişe ve şüphe
İslam ve insanlıktan uzak kalmış hayali top seyrede disko tepe
Kaybetmiş benliğini elinde şişe kolunda yosma kulağında küpe
Bu zafer öyle bir zafer ki tüm o zalimlerin kulağında oldu küpe

Acep sonumuz nere gider bu haller ve şekiller böyle olunca
Nesiller değişip de örfümüz ananemiz tahrip olup bozulunca
Ey Çanakkale ruhuna sahip gençlik ayrılma yürü hak yolunca
Sonra hüsrana gidersin rezil bataklık Avrupa ahlakı ile dolunca
Bu zafer öyle bir zafer ki o gücü ancak anladılar denize dolunca

Ey ziyaretçi o topraklar şehitler makamıdır pervasız basma
O topraklarda ilahi haller yaşandı hurafe deyip yüzünü asma
Keramet haktır acaba olur mu diye dudak büküp kendini kasma
Ey Çanakkale ruhunu bilmeyen nesil haddini bil ha! Zehir kusma
Bu zafer öyle bir zafer ki o zaferi yaz ve yüksek tut alçaktan asma

Ey şehit evladı o toprağı sıksan kan damlar sakın gafletle basma
O Çanakkale ruhuna sahip çık hurafe diyenlerin karşısında susma
Onlar anlamaz bir zincirin iki ucunda iki duygusuz şekil iki yosma
Kendini insan sanan birinin elinde halka diğerinin boynunda tasma
Bu zafer öyle bir zafer ki onu daima nesilden nesle anlat hiç susma

O şanlı zafer erlerini hayır dua ile analım bırakalım o güne
Çok şerefli tarihimizi Örnek alıp ibret gözüyle dönelim düne
Evet şimdi gelelim günümüz insanına bu günkü nesle bu güne
Tüm İslam ülkeleri zillet içerisinde insanlar niçin yaşar ne güne
Bu zafer öyle bir zafer ki her nesil böyle zafere ulaşa öyle övüne

Bilmem Çanakkale’de iki yüz elli üç bin şehidimiz niçin yatıyor?
O gün Çanakkale’yi geçemeyenler bugün vatanımızda cirit atıyor
Ya Rab bu ne zillet kasaplar sığır eti yanında domuz eti de satıyor
Ey ecdat siz şanslı ve çok şereflisiniz bu nesil savaşmadan batıyor
Bu zafer öyle bir Zafer ki din ve hilal uğruna nice yıldızlar batıyor

Köylü çiftçi işçi memur esnaf ve üreticilerimiz eridikçe eriyorlar
Bu ne iş tarım ve hayvancılığı bitirdiler domuza teşvik veriyorlar
Bunlar İslam’a hakaret edenleri karşılayıp yolunda halı seriyorlar
Yeter artık bu Avrupa hayranları sinirlerimizi gerdikçe geriyorlar
Bu zaferi nasıl unutmuş o adi sömürücü zalimlere değer veriyorlar

Dinler arası diyalog diyenler hak ile batılı birbirine katıyor
Zinayı suç olmaktan çıkarıp eli titremeden altına imza atıyor
Üç semavi din senaryosunu kim yazıyor kim oynayıp anlatıyor
Bu nesil şaşırmış birçokları da yüzünü Avrupa’ya dönüp yatıyor
Bu zafer öyle bir zafer ki tarihler boyu İslam’ın gücünü anlatıyor

Bu ne şaşkınlıktır ki ana caddeyi görmüyor batıl sokağa sapıyor
Kısmi topraklarımız işgal, KİT’leri de siyonist yabancılar kapıyor
İslam’dan başka din var mı bunlar İstanbul’u dinler bahçesi yapıyor
Soruyoruz, ılımlı İslam – üç semavi din – diyenler acep neye tapıyor?
Bu zaferi unutan gafil birileri de İstanbul’u dinler bahçeleri yapıyor

Ya Rab acil sahipler gönder bu nesil zillete düştü azdıkça azıyor
Ey Hz -Fatih kaldır başını bir bak levhalar Konstantinepol yazıyor
Acep Avrupa’nın nesine âşık bunlar kendi çukurunu kendi kazıyor
Bak hele şu kendini bilmez aciz gafile bir de kalkmış ecdada kızıyor
Bu zaferi bunlar nasıl unutmuş ta kendilerine ve millete kuyu kazıyor

Ey ecdat acı günler yaşıyoruz bal ile zehri birbirine katıyorlar
Evlatlarımızı inancından dolayı ordusundan okulundan atıyorlar
Askerimizi şehit eden ile inancını yaşayanı aynı kefede tutuyorlar
Cüz’ i rakamlar ile Harran ovasını ve arazileri haramilere satıyorlar
Bu zaferi nasıl unutup şehit kanıyla yoğrulmuş toprakları satıyorlar

Bunlar İslam dünyasından yüz çevirdiler galiba bozuldu şuurları
Tarihi camilerimiz başımıza yıkılırken onarıyorlar kilise ve surları
Evet şimdi anlaşılıyor ki boşuna değilmiş Amerika ile Avrupa turları
Yüce Allah’ım bunlardan sebep kesme bizden rahmetini ve yağmurları
Bu zafer öyle bir zafer ki ilahi güçle denize gömdü yedi düvel gâvurları

EY ÇANAKKALE VE ŞANLI ASKER

Çanakkale ilahi ve ilginç olaylara sahne bir diyar
Bir tarafta insanlık üstü hal bir tarafta ise vahşet var
Yedi düvel birleşmiş insanlık dışı canavar mı canavar
Korkma ey Mehmedim senin damarlarında asil kan var

Ey Çanakkale bu güne bir bak hele gör düştük ne hâle
Ey ecdat biz bu yola baş koyduk aşk ile koştuk askere
Bu yolun dönüşü yok dedik asla hiç düşünmedik tezkere
Hem söz verdik biz hazreti Allah’a ve hazreti Peygambere
Ya ölüm ya istiklal başka çıkış yol yok karar kıldık bir kere
Ey Çanakkale bu güne bir bak hele gör düştük ne hâle

Ey duası muteber yiğit anneler hayır dua eyleyin bize
Duanız bizimle oldukça düşmanı kolay gömeriz denize
Bizim için ölüm haktır yeter ki küffar eli değmesin size
Din namus vatan bayrak için ölmek borç oldu üzerimize
Ey Çanakkale bu güne bir bak hele gör düştük ne hâle

Ey şanlı asker sen terk eyledin aileni evini bucağını
Çocuk yaşında mesken tuttun zafer için asker ocağını
Kan verdin can verdin indirtmedin bayrak ve sancağını
Sen şehit oldun hazreti Peygamber açmış sana kucağını
Ey Çanakkale bu güne bir bak hele gör düştük ne hâle

Ya muzaffer oluruz ya ölürüz deyip yürüdüler ileri
Ya şahadet ya galibiyet dedi asla hiç bakmadılar geri
Öyle bir asker ki şahadet yolcusu İslam’ın yiğit erleri
Nice yiğit erler şehit oldu tekrar yeniden doldu yerleri
Ey Çanakkale bu güne bir bak hele gör düştük ne hâle

Mehmetçikler bir hilal uğruna aşk ile çıktılar sefere
Din namus vatan bayrak aşkı ile erdiler kutsal zafere
Bu öyle bir zafer ki şaşırdı birleşmiş yedi düvel kefere
Değil insanlar melekler dahi gıpta eyledi bu asil nefere
Ey Çanakkale bu güne bir bak hele gör düştük ne hâle

Bu zaferin sırrı gücünü imanından alan şanlı askerinde
Bu ne büyük bir zafer yeri gönüllerde derinde mi derinde
Mehmed’im kim olmak istemez bu zaferde senin yerinde
Güller açmış ak yüzünde miskü amber kokuları var terinde
Ey Çanakkale bu güne bir bak hele gör düştük ne hâle

Mehmed’imin yanında düşman askerin yarası kanıyordu
Biz adil Osmanlıyız anam bana hep merhametli ol diyordu
Mehmed’im gömleğini yırtmış düşmanın yarasını sarıyordu
Benim annem yok bari sen annene kavuş diye de ağlıyordu
Ey Çanakkale bu güne bir bak hele gör düştük ne hâle

Çanakkale tarihinde çok önemli bir noktadır Kilit Bahir
Bu boğazda nice ilahi haller yaşandı hem batın hem zahir
Mehmetçikler iman gücü ile hem deniz hem karada mahir
İman gücü her zaman her yerde hep galiptir evvel hem ahir
Ey Çanakkale bu güne bir bak hele gör düştük ne hâle

Ey Çanakkale seni anlatmak asla ne mümkün ne muhal
Ey Mehmed’im senin bu direnişin beşerin şaştığı bir hal
Ey insanlık tarihi sen asla hiç görmedin böyle bir istiklal
Ey dünya bunu bil ki bu kubbelerde ebedi kalacak bu hilal
Ey Çanakkale bu güne bir bak hele gör düştük ne hâle

Ay yıldızlı bayrağımız yurdumuzun temsilidir ala misal
Ey birleşmiş haçlı dünyası eğer yüzün var ise farzı muhal
Gel oturalım insanlığı konuşalım olalım şöyle bir hasbi hal
Gelmezler çünkü onların meşruiyet ve haklılığı gayri muhal
Ey Çanakkale bu güne bir bak hele gör düştük ne hâle

ÇANAKKALE ZAFERİ

Çanakkale iman gücümüzün şanlı zaferi
İmanla nice zafer kazandı hak dava erleri
Hakkın yardımı daima Hakka inananların idi
O şanlı askerler ki hiç yılmaz ve dönmez geri
Hakkı daim andık Hakkın yardımı ile kazandık
Elhamdülillah
O gün yedi düvel düşman tâ ki sınıra dayandı
O düşmanlar ki küçük görüp bizi hiçe sayandı
O günde yine maddi güç zalim düşmanların idi
Ya Rab elbet bizimde maruzatımız sana ayandı
Hakka bağlı kaldık Hakkın yardımını aldık
Elhamdülillah
Ehli küfür birliği haçlılar çevremizi sardı
Düşmanların birliği bizim de Mevla’mız vardı
Birleşsinler bizimle de evliya ve melekler idi
İmanla ya Allah sedaları nice cepheler yardı
Hakkı dinledik uyduk Hakkın yardımını duyduk
Elhamdülillah
Elbette bizim rabbimiz daim bizi duyandı
Şahadet aşkıyla bizim kalplerimiz uyandı
Onlar Türk orduları İslam’ın neferleri idi
Göğüs gerip kan döktük denizler boyandı
Hakka inandık Hakkın yardımıyla uyandık
Elhamdülillah
Tekbir sedalarıyla dağlar taşlar çınladı
Gökyüzünü duman bulut kapladı arz inledi
Onlar İslam ordularının hiç yılmaz erler idi
Ne güzel erler ki daima emir ve yasak dinledi
Hakkı anladık saydık Hakkın adaletini yaydık
Elhamdülillah
Ya Rab ne büyük hikmet deniz geçit vermedi
Senin kudretin ne yücedir beşerin aklı ermedi
O aslanlar ki şanlı ve şerefli asil askerler idi
O askerin gözünü düşmanın gücü asla germedi
Hakka tam inandık Hakkın yardımı ile dayandık
Elhamdülillah
Havadan denizden ve karadan topa tuttular
Sanki boğazı geçmek kolay gibi korkuttular
Korkma Mehmed’im dualar bizimle beraber idi
En büyük yardımcımız yüce Mevla’yı unuttular
Hakkın yardımını gördük nice defterler dürdük
Elhamdülillah
Yiğitler kükredi kan yürüdü defterler dürüldü
Göğüsler siper edildi cesetten duvarlar örüldü
Ya Rab senin şanın nicedir bu ne acayip haller idi
Gemiler denize gömüldü nice hikmetler görüldü
Hakkın adaletini serdik hep zaferle murada erdik
Elhamdülillah
Din uğruna gazel olup dökülsek yaprak yaprak
Kanımızla sulansa karış karış bu kutsal toprak
Kanını akıtıp canını feda eden o imanlı yiğitler idi
Yeter ki kalelerin burcundan inmesin şanlı bayrak
Hakkı duyduk bildik Hakkın emriyle bu yola girdik
Elhamdülillah
Ey Mehmed’im sen doğru yolda çok ali bir kulsun
Üzülme bin canımız olsa da bini de tüm feda olsun
Nice bin Mehmetler bu hak yolda daim fedailer idi
Yeter ki din namus bayrak ile vatanımız kurtulsun
Hak yolda bir vücut bir güçtük Sina çölünü geçtik
Elhamdülillah
Sevin Mehmed’im hak yoldasın kaybedecek neyin var
Dünyada imtihandasın senin kazanacak çok şeyin var
Cihat yolunda şehit olanlar cennetle müjdelenenler idi
Sen ki şahadet yolundasın cenneti alada her şeyin var
Hak yolu seçtik Hakkın yolunda şahadet şerbetini içtik
Elhamdülillah

ÇANAKKALE

Çanakkale geçilmez ki Hz. Kur’an bize rehber
Kutsal savaşlarda başkomutan Hz. Peygamber
Dünyanın değil sade Hz. Allah’ın hesabı muteber
Çanakkale geçilmez bir boğaz ne büyük bir vaaz

Çanakkale ebedi unutulmaz manevi bir hatıra
Çanakkale ibrettir ki son mermi ile gemi batıra
Çanakkale’yi anlatmak sığmaz ki binlerce satıra
Çanakkale geçilmez bir boğaz ne büyük bir vaaz

Çanakkale tarihe mal olmuş kutsal bir destan
Yiğitler meydanı can pazarı büyük bir bedestan
Geçemezler birleşse de Avrupa ve tüm küfristan
Çanakkale geçilmez bir boğaz ne büyük bir vaaz

Geçemezler çünkü orada idi Hz. Allah’ın yardım eli
Bu ordular öyle bir ordu ki melekler ile takviyeli
O iman savaşıdır orada idi binlerce ruhaniyeti veli
Çanakkale geçilmez bir boğaz ne büyük bir vaaz

Çanakale hikmeti anlaşılmaz efsanevi bir boğaz
Akıl sahipleri için çok büyük ibretli açık bir vaaz
İbret almayanlar Çanakkale’yi görür anlayamaz
Çanakkale geçilmez bir boğaz ne büyük bir vaaz

O zaman o savaşta Çanakkale’yi geçemedi kaldılar
Cephede alamadılar da masada nasıl kolay aldılar
Hainlerin yardımı ile düşmanlar aramıza daldılar
Çanakkale geçilmez bir boğaz ne büyük bir vaaz

Çanakkale şanı ve şerefi ile tarihte yerini buldu
Mertçe geçemeyenler kalleşçe vatanımıza doldu
Eyvah bu acı günler için mi dedelerimiz şehit oldu
Çanakkale geçilmez bir boğaz ne büyük bir vaaz

Çanakkale ulu atalarımızın tarihi ünü ve şanı
Göz kırpmadan kan akıttı feda ettiler nice canı
Çiğnetmediler namus bayrak ve bu cennet vatanı
Çanakkale geçilmez bir boğaz ne büyük bir vaaz

Çanakkale Zaferi şehitlerimizin sarsılmaz inancı
Namus için birlikte savaştı baba oğul kardeş bacı
Bu inancı yaşayıp bilmeyenler ise o tarihe yabancı
Çanakkale geçilmez bir boğaz ne büyük bir vaaz

Müslüman’ı Müslüman’a vurdurmaktı düşmanın oyunu
Biz asırlardan beri biliriz bu sahte zalimlerin huyunu
Amma tutmadı aldılar ölçüyü öğrendi bunlar boyunu
Çanakkale geçilmez bir boğaz ne büyük bir vaaz

Çanakkale gerçeğini bilmeyenler onu anlayıp bilemez
Hak ve hakikati görmeyenler insanlık çizgisine gelemez
Tarihler şehit kanıyla yazıldı asla onu hiç kimse silemez
Çanakkale geçilmez bir boğaz ne büyük bir vaaz…